Suurlu -Mecazi- Sevgi

İnsanoğlu çok girift doğaya sahip bir varlıktır. Fakat tüm insanlara baktığınızda hayaller, heyecanlar, arzular ve beklentiler olarak küçük bazı nüanslar dışında birbirleriyle hemen hemen aynıdırlar. Özel bir hayat gayesi olmadığı müddetçe sevmek, rahat yaşamak, özgür olmak, bir gaye bulmak, saygı görmek vs. gibi hayallerle bezenmişlerdir. Bunlardan en baskın olanı ise sevmek ve sevilmektir hiç kuşkusuz. Severken de sevgiden yara aldığını zanneder çoğu zaman; halbuki yaralayan sevginin kendisi değil, arzular ve doğurduğu marazlardır aslında.
Marazsız sevmek kolaydır esasında, ama sevmek tehlikelidir tanımıyorken sevgiyi, seveceğini. Tanıdığı için sevmeli insan, tanıdıkça sevmeli. Sevdikçe daha çok tanımayı isteyip, tanıdıkça daha çok sevmeli, sevmek ve sevilmek hakediliyorsa. Tabii bu süreç zarfında arzuların nerede durduğu da ayrıca önemlidir. Tanırken nelerin paylaşıldığı, tanımak için neler yapıldığı ve tanıma niyetinin devamlı olarak ilk niyet olduğunun unutulmaması ayrıca önem arzeder. Tanıdıkça sevmeli, sevdikçe -sadece- daha çok tanımayı arzulamalı ve diğer arzularına gem vurmalıdır insan. Yoksa sonu uçurum olur; sevgisiz bir çukura, kasvetli bir odaya ve sadece gülün dikenleri olan bir bahçeye döner hayat.
Bilmediğinden korkar insan, o yüzden de güvenemez bilmediğine. Kıskançlıkların da kaynağı tanımamak değil midir sevdiğini zannettiğini(?) Sevdiğini bilmeyen niçin sevdiğini bilemez. Niçin sevdiğini bilmeyen ise sevgisizdir aslında, arzularına esir olmuş bir yalan mahkumu sadece.
Önce kendini bilmeli insan. Sonra neden sevmeyi arzuladığını, ve gerçek sevgiye nasıl ulaşılacağını. Arkasından tanımalı sevilmeye namzet olanı. Tanımadan önce de bilmeli denk olduğunu, bin kez vurmalı teraziye sevgi çıkar mı bu iki gönlün ateşinden diye. Tek arzu olarak tanımayı istemeli ve -sadece ve sadece- sevgi hissediyorsa devam etmeli tanımaya. Sonra kalbini koymalı teraziye, sevgi basıyorsa eğer daha çok tanımalı bu sefer sevme niyetiyle, daha çok sevmeli. Sevemiyorsa incitmemeli terazinin öbür kefesinde duran kalbi. Narince uzaklaşmalı sevgiden, başka bir namzet bulmak üzere kalbine.
Şuurluca sevmeli insan, sevginin kendisini tanıdıktan hemen sonra. Sevgisizliğe mahkum etmemeli kendini; ancak sevgiye varmak isterken de korumalı kendini yanlış arzuların esiri olmaktan. Tertemiz sevmeli insan ve temiz sevgisinin içine gömmeli hayallerini; ki bu sevgiden hasıl olacak her netice hayır olsun, yeni sevgiler serpsin gönüllere. Aşk olsun tanınmış legal sevgiler ve aşık olsun gerçek sevgiyle sevenler.
Mustafa Gerdan
Share on FacebookLeave a reply
Fields marked with * are required








Yorumlar