Meyhane kapısında uyuyakalan elinde sönmüş kandiliyle bir sarhoşu gördü. Saçları birbirine girmiş, kire bulanmış yüzü ve elbisesi… Acıdı içinden, birşey yap dedi vicdanı ama aldırmadı, geçti bir adım. Birşey yapamayacağını düşündü çünkü, ya da üstüne kir bulaştıracağını belki de. Hem tanımıyordu da, sorumluluğunda da değildi. Zaten başkası sebep olmuştur bu hale gelmesine, o başkası sorumludur bu acınası durumdan. Kendisini rahatlatacak tüm telkinleri vermişti gönlüne ama yine de acımıştı içi, rahat edememişti vicdanı. Hayatı boyunca hiçbir sarhoşa dokunmamış, hiçbir içki sofrasında bulunmamıştı. Her zaman tertemiz elbiseleri, düzenli geçen günleri olmuştu. (daha fazla…)
Share on Facebook Learn MoreAlıştıkça ölür insan. Sevgiye alışır, acıya alışır, şöhrete alışır, günaha alışır ve sair her eylem ve duygulara alışır insan. Tertemiz başlar önce hayata, gittikçe alışır ve alıştıkça ölür hayatta. Sarf olan her vakit geri gelmeyen bir harcanmış hazinedir. Bu hazinenin her sikkesi paha biçilemeyecek kadar değerli olsa da, değer bilmeyenlerin elinde hiçlik ile takas olur ve ölür. (daha fazla…)
Share on Facebook Learn MoreHelal-haram nedir bilen ve evlilik çağına gelmiş bekârların en büyük sıkıntılarından biri de kendisine eş-lik edecek, iki dünya mutluluğunu paylaşacak eşini bulmaktır. Bunun için etrafındaki evli-bekâr birçok insana sorular sorar, sürekli bir arayış içerisinde olur bu arkadaşlar. Kriterler belirlerler kendilerine, sanki aşk için kriterler önemliymiş gibi. Hem aşık olmak istiyorken hem de hiç aşık olmamış veya olmuşlarsa da aşkı öğrenememiş olmanın cehaletiyle kriterlerde ısrarcı davranırlar. (daha fazla…)
Share on Facebook Learn MoreYirmi sene önce babamın bir servet ödeyip aldığı profesyonel kamerayla çektiği ve hayal-meyal bile hatırlayamadığım hayatımın karelerini geçen günlerde baştan sona izledim. Güç bela eski kasetleri bugünkü video formatlarına çevirebilen birisini bulup tüm kasetleri cd ye aktardıktan sonra oturup yüzümde hiç görmediğim bir tebessümle izledim baştan sona çocukluğumu ve ailemin yirmi sene önceki hallerini. Meğer ben de çocukmuşum bir zamanlar dedim, meğer benim de çocukça ne hallerim olmuş ve ailem binbir zorluk içerisinde bana bakıp şuanki halime kadar getirmiş. (daha fazla…)
Share on Facebook Learn More
Cumartesi gecesi İzmir’deki evimde yatsı namazımı eda etmeden uyuya kalmıştım. Gece 2’de sokaktaki sarhoşların bağırışlarıyla uyandım. Bir araba dolusu sarhoş genç sokağın ortasında arabayı durdurup dışarı çıkmış ve avazı çıktığı kadar apartmanlara bakarak bağırıyordu. Ne dedikleri anlaşılmayan gençler herkesin uykusunu böldükten sonra arabalarına binip uzaklaştılar. Sonrasında abdestimi alıp yatsı namazımı eda ettim ve yatağımın köşesine oturdum. İçimden bir şeyler okumak geldi. İrkilerek uyandığım için uykum da kaçmıştı, bir şeyler okumak iyi de olurdu. Karanlık salona geçip kitaplığa gittim… (daha fazla…)
Share on Facebook Learn MoreAynalardan çok otobüs camlarında gördüm yüzümü. Uyandığım her güneşsiz sabah odalarında yine yalnız kokuyordu perdeler. Başka yüzler hergün ve hergün tanışma fasılları. Yalancı gülümsemeler, sahte saygı gösterileri… İçten olan tek şey yalnızlık. Birine bakarak kendini göreli çok uzun zaman olmuşken kendinden geçmeler ne kadar büyük zulüm. Hep uzaklardan aldığın haberlerle sevinmek ve üzülmek; yakınlarda hiçbir şeyin yok iken uzaklardaki yakınların için neş’e ve keder duymak bir de. (daha fazla…)
Share on Facebook Learn More
Yorumlar