Deneme

Gunah

Sosyal hayatın içine karıştıkça bulaşan, olduğu yerde sevabın da bollaştırıldığı bir membadır günah. İzalesi mümkün olmayan, ama üzerine gidildikçe hasenat yazdıran, yaratılmışların belki de en sevimsizi, ama bir o kadar da sevilen olma yolunda basamaktır. Kul günahı bildikçe, battıkça günaha, sevap basamakları tüllenir ayakları altında. Rahmet çağırır arş-ı alâya. Vicdanın sesine kulak verdikçe yükselir ruh-u beşer, zevkeder kulluktaki tatlı sadâyı. Günah, ateşten gömlek, yapışınca girdaptır cehennem çukurlarında. Kana bulanmış bulutlardan...

Daha Fazlası...

Coktan Secmeli Ask

Çoktan seçmeli aşklar yaşarken boş bırakırsın tüm soruları. Kapatırsın kalbinin tüm kutucuklarını bomboş ve her yanlış bir doğruyu götürür, sanki yanlışlar kadar doğrularımız varmış gibi. Terazinin tarafları eşit olacakmış gibi gelir hep, uzar dersler, uzar imtihan sabahları. Daraldıkça tuzsuz gözyaşları, şekerlenir baldan sözler, devrilir tüm devrik cümleler. Boş kağıtlardaki tüm resimler kadar sadeleşir kanamalar, ağlayan gözler görülmez olur seher çığlıklarında. Hakkında konuşmak imtihanların ülfet yağdırır kalbimin çorak topraklarına;...

Daha Fazlası...

Sev(il)mek

İnsan kendini kendi haline bıraktıkça, en çok kendisini sever. Ve kendisini sevdiği kadar uzaklaşır başkalarını sevebilmekten. Bencillik kuşatır yüreğini, sadece kendini duyar zamanla. Başkalarının dertlerini görmez olur, tasalanmaz kendisine dokunmayan hiçbir dert yüzünden. Başkalarını sevmekten uzaklaştıkça sevimsiz olur insan, mahrum edilir sevgiden. Kendisini sevdikçe başkalarını sevemez ve başkalarının sevgisini de hak edemez bu yüzden. Sevgi, hak etme işidir. Hak ettiğin kadar sevebilir, hak ettiğin kadar sevilirsin. Sevilmeme pahasına sevmeli, ancak...

Daha Fazlası...

Necis Kalp

Bataklıkta temiz kalmak ne kadar da zor; ne kadar da zor temiz kalmak. Kirlendikçe arzulamak temiz olmayı ne kadar rahmete susamış bir dua. En büyük ilaç için ağlarken açılan eller semaya, ne kadar da masumane ve temiz olan aslında ağlamak. Kırılan kalpler, gözyaşıyla sömürülen gözler, çatlayan gönüller, kahrolan hayatlar… Rahmete vabeste her ruh; onsuz yarım, kırılgan ve sevimsiz. Yağmursuz toprak gibi zorla çiçek veren gönüllerde yetişmeyecek elbette sevda, açılmalı eller semaya, sırılsıklam olmalı rahmet yağmurlarıyla. Hayat şiirlerinin kafiyesi...

Daha Fazlası...

Dogum Gunum

Hayat, duygu sellerinin maddiyat ziftleriyle boğuştuğu, sürekli kirlenen, sürekli gülen, ağlayan, karanlıklarda duvarlara çarpa çarpa sersemleyen bir oyunun adı. Değerini bilmek o kadar zorlaştırılmıştır ki, hem yaşayıp hem yaşadığının farkında olamıyorken, bir de yaşamanın değerini bilmek... İnsan, bu oyunda kaybedeceği aşikâr görünen, ama bir o kadar da ümitlendirilen et parçası, ruh yoncası ve hayvan nefisli bir halife. İnsan olarak doğmak Allah'ın lütfu, zor olan insan kalabilmek. "Su gibi akıyor zaman, ki doluyor vade. Uyan ey nefis, aşktır...

Daha Fazlası...

Baba Olmak

Hüzünlüdür baba olmak. Her haliyle mükemmellik örneği olmaya çalışırken çocuklarına, aynı zamanda insan olmak... Çocuklarının her birini birbirinden çok severken, her çocuğunun kendisini diğerlerinden az sevdiğini hissetmesiyle boğuşmak... Her çocuk ayrı renk, her çocuk ayrı bir dünyadır onun için. Bu renk cümbüşüyle hem dünyanın en mutlu insanı olurken, hem de hüzünlü bulutlar altında her an erimek çocuklarının yokluğunda... Zordur baba olmak, insan olmak kadar meşakkatli, her meşakkati göğüsleyebilecek kadar güçlü olmak... Çocuklarının...

Daha Fazlası...

Ben Oluyorum

Ben ölüyorum. Her gün ölmeyecek gibi yaşarken, hiç farkında olmadan ölüyorum. Ev sahibi olmaya çalışırken, son model bir arabanın hayalini kurarken, her an ölüyorum aslında. Annemin yüzüne bakarken ölüyorum. Babama gelecek planlarımı anlatırken aslında yaşamaktan uzaklaşıyorum her saniye. Televizyondaki her acı haberi dinlerken, uyanırken çok güzel bir sabaha ve arzularken her gün bir gün daha yaşamayı, ölüyorum. Hiçbir hastalığımın olmadığını düşündüğüm her an ve hep böyle sağlıklı yaşayacağım ümidiyle, belki hiç farkında...

Daha Fazlası...

Vicdan ve Denge

Vicdan, dünyaya ait heves ve arzuların kara buzları ile çevrelenmiş, sonsuzluğu arzulayan nurdan bir aşk küresi. Yakmak ister buzları ki ulaştırsın ruhu ötelere, bu arzuyla bilenir ama zor iş kara buzlarını eritmek dünyanın, çelikten yumuşak irade. İnsan, bu savaşın ev sahibidir kevn-ü mekânda. İçinde bir dünya, kendi bir dünya, perdesi bir dünya… Böyle bir savaşın içinde dengeyi kurmak ve korumak ise kutlu bir vazife onun için, ötelerden bir lütuf. Vicdan ferahlığına ulaşmak için gerekli olan denge ise dünya zıtlıkları için ortayı bulmak değil,...

Daha Fazlası...

DiplomaSiyaset

Türkiye'de siyaset yapmaktan kaçınan o kadar çok kaliteli insan var ki, kaliteli kalmalarının sebebi, siyasetten kaçınmaları ve korunmalarıdır  dahi denilebilir. Diplomasiye de yabancı değil tarihimiz, bin yıllık tecrübeye sahibiz. Fakat gücün karizması üzerine kurulu diplomasiden, güçsüzlüğün siyasi şehvetiyle yaşamaya geçtiğimizden beridir boynumuzu sıkanlar, karizmatik zulümlerine ara vermemekte. Biz ise bu karizmayı hayran hayran izlerken unuttuk diplomasiyi ne için kullandığımızı ve siyaseti neye alet etmemiz gerektiğini. Kendisi değersizdir siyasetin,...

Daha Fazlası...

Gul ile Bulbul

Kırmızıdır aşk, narindir bülbül. Gülün kokusuyla sarhoş, kanatlarında gül. Küller uçuşur etrafında aşkın, kanatlanır yaprakları gülün. Acıklıdır hikayesi gül ile bülbülün. Hangisi daha acımasız, hangisi daha özgür kim bilir? Biri aşk ile pervane ve özgürce çarpar kalbi, ötekisi kalpsiz ama bir o kadar yakın aşk kırmızısına. Konar bülbül gülün sevgisine, kokar gül tüm benliğini sererek bülbülün küçük kalbine. Bu kokuyla kendinden geçer, gül olur bülbül. Kalbi her an biraz daha taze ve hızla çarpar, kanatlanır, içinde yüzer gül...

Daha Fazlası...

Seyyar Yalnizlik

Ne kadar ağır yalnızlık ve soğuk heceler. Geceler ne kadar güzel şiirler yazıyormuş meğer. İstanbul'da olmaktan daha güzeli hayal etmekmiş İstanbul'u. Gerçeği bilmenin yanıbaşında duruyorken yalan ve hayal, ne kadar beyazmış pembe yalanlar. Odalar, sokaklar ve seyyar satıcılar ne kadar çığırtkan kalıyor bakınca gökyüzünün aziz çehresine. Semaya doğru yağıyor gözyaşları, çarpıyor meleklerin yüzüne her gözyaşı ve ıslanıyormuş nurdan çehreleri baharın. Duyulan son ezgi de bitmek üzere, kırıldı tüm kalpler, karardı yetmiş perdesi cennetin,...

Daha Fazlası...

Istanbul’da Sabah

Her sabah başka bir aşk, başka bir bahar… Kuytulardan çıkar sessiz bakışları sokak çocuklarının. Unutulmuş olduğunu zanneden her nefes yine karışır birbirine, harmoni kokar tüm sokaklar. Herkes yalnızdır, herkes aynı ve nefeskar. Zulüm bahara karışır, beyaz siyahla evli ilk günden beri aşk yazılalı toprağa. Ruhun çarptığı duvarlarda lekesi var bedenlerin. Serzeniş ederken aşıklar, daha büyük acılar içinde hiç aşkla tanışmamış olanlar. Araf’ta kalmış insan olma gayretindeki tüm yakutlar. Uyuyor gaflete hevesliler ve uyanıyor İstanbul ruhlu...

Daha Fazlası...

Susmayin

Söylenmesi gereken çok şey olsa da söylemesi gereken ben değilim. Lütfen söylemeye mêzûn olanlar konuşun, anlatın neler gördüğünüzü. Bu kadar okunacak şey var iken bu hayatta neden çekiniyorsunuz okuduklarınızı anlatmaktan. Yazın, anlatın, bağırın bildiklerinizi. Ben yapamıyorum, ne olur siz söyleyin, yok mu aslında yaşamak için bir sebep! Ben inandıklarıma inandığıma dair inanç eksikliği yaşıyorum, siz eminsiniz, ne olur anlatın... Bakın ölüyorlar, toprak değil ateştir yutan acıyın. Okuduklarınızla keyfetmeyi bırakın artık, okumayı öğrenmeden...

Daha Fazlası...

Gozyasi

Kalbin varlığına delildir gözyaşı. Et parçasına mana yükleyen en şeffaf gerçektir görmesini bilene ve gözlerinin nefesi sönmeyene. Samimiyet abidesidir insana insan olduğunu hatırlatan ve hiç dinmeyendir varlığa giydirildiği günden beri aşk kisvesinin. Utanmayan bir yüzün nasipsizliğini çarpandır yüzüne, akmadığında kararan gözlerinden aşksızın. Aşktır gözyaşı, aşkın varlığına en güzel kanıttır. Acıdır akıtan kendini, acıyı dindirendir aktığında. Lütuftur güzellik sahibinden hayatı haketmiş kutluların güzel gözlerine. Zulümdür gözyaşı,...

Daha Fazlası...

Cocuk Olmak

Çocuk olmak ya da çocukça kalmak. Hiç günahsız doğup yaşayabilmek. Belki de böyle olduğunu bilebilmek. Musallaya çocukça bir oyun için uzanmak, ya da musallanın ateşini ensende hissetmek. Gözlerin ilk açılışından son kapanışına kadar çocukça oyunlar oynayabilmek. Hayaller Parkında arkadaşlar bulmak kendine, güvenilir ve vefakâr. Sonra yürümek Hayaller Parkı'nın çocukluğunda. Ensende bahar nefesini hissedebilmek bu seferliğine. Gözlerine bakabilmek arkadaşlarının hiç ihanetsiz ve hayalperest. Bulutların nefesiyle doyabilmek ve güneşte kızartabilmek içindeki...

Daha Fazlası...

Ey Ask!

Sözlerimin ötesinde bir yerde saklısın biliyorum ey aşk. Kapanan hayal kepenklerinin arkasında kalan ben, seni özlüyorum. Hiç bulunmamış olup özlenmeyi hakeden bir sen varsın, görüyorum. Körlüğüm senden, ve ufkunda sen varsın kapalı sinelerin. Sana sesleniyorum ey aşk... Ruhu daralmış gençlikleri bedenlere hapsettiğin yeter, çık ortaya. Makyajsiz halini görmek istiyor kalpler, ve alkışlamak için hazır sözlerimiz. Gülüşünde kaybolan karanlık mavilere daldık, İstanbul sen kokmuyor artık. Bize kalan kokun ve rengin idi, ama renkleri görmez olduk, güllerimiz...

Daha Fazlası...