mstfgrdn's Posts

Bir Cuma Namazi ve Tabu(t)

Osmanlı mimarisinin en fazla boy gösterdiği üçüncü güzel ilimiz Manisa'nın 1490 yılında Sultan II. Bayezıd'ın eşi Hüsni Şah Sultan tarafından yaptırılan Hatuniye Câmiinde kıldım bu Cuma namazını. Camiiye girer girmez hüzünlü bir tablo; bir Türk bayrağına sarılı bir tabut ve ağlayan kadınlar. Tabutun önünde bir rütbeli asker fotoğrafı ve nöbet tutan iki er. Bahçe yere serili hasırlara oturmuş, başı önünde mahzun bir cemaatle dolmuş taşıyor. Cemaatin en arkasında bahçenin köşesinde yer tutmuş yirmi-otuz civarı subay ve rütbesini bilmediğim...

Daha Fazlası...

Kulluktaki Cool’luk

“O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir.” (En’am, 61) Kul olmak, bir kudreti sonsuz padişaha asker olmaktır. Bu askeriyette kurallara tabiiyyet, nizamın bekçisi hükmünde olup, nizama tabi olan her  askerin refahı içindir. Kurallara her bir uyuş, hem kuralların hem de kuralların kalıcılığına yardımcı olması sebebiyle askerlerin selameti için önemlidir. Bu sebeple kurallardan şekva etmek bir yana, belki binlerce kez şükretmelidir. Her askerin kulluğu nispetinde şükrü, şükrü nispetinde de padişahın hoşnutluğuna müştakiyeti vardır....

Daha Fazlası...

Allah Korkusu

Allah korkusunun ne olduğunu anlamak için önce Allah'ı sevmenin nasıl birşey olduğunu bilmek gerekir. Allah sevgisini anlamak için ise, bunu bir sevenden dinlemek değil, Allah'ı sevmek gerekir. Allah'tan korkabilmek için de Allah'ı sevmek gerekir. Sevdiği için korkar, sevdiğinden korkar insan. Sevdiği kırılmasın diye korkar ve bu kastedilir Allah korkusundan.

Daha Fazlası...

Gunah

Sosyal hayatın içine karıştıkça bulaşan, olduğu yerde sevabın da bollaştırıldığı bir membadır günah. İzalesi mümkün olmayan, ama üzerine gidildikçe hasenat yazdıran, yaratılmışların belki de en sevimsizi, ama bir o kadar da sevilen olma yolunda basamaktır. Kul günahı bildikçe, battıkça günaha, sevap basamakları tüllenir ayakları altında. Rahmet çağırır arş-ı alâya. Vicdanın sesine kulak verdikçe yükselir ruh-u beşer, zevkeder kulluktaki tatlı sadâyı. Günah, ateşten gömlek, yapışınca girdaptır cehennem çukurlarında. Kana bulanmış bulutlardan...

Daha Fazlası...

Coktan Secmeli Ask

Çoktan seçmeli aşklar yaşarken boş bırakırsın tüm soruları. Kapatırsın kalbinin tüm kutucuklarını bomboş ve her yanlış bir doğruyu götürür, sanki yanlışlar kadar doğrularımız varmış gibi. Terazinin tarafları eşit olacakmış gibi gelir hep, uzar dersler, uzar imtihan sabahları. Daraldıkça tuzsuz gözyaşları, şekerlenir baldan sözler, devrilir tüm devrik cümleler. Boş kağıtlardaki tüm resimler kadar sadeleşir kanamalar, ağlayan gözler görülmez olur seher çığlıklarında. Hakkında konuşmak imtihanların ülfet yağdırır kalbimin çorak topraklarına;...

Daha Fazlası...

Sev(il)mek

İnsan kendini kendi haline bıraktıkça, en çok kendisini sever. Ve kendisini sevdiği kadar uzaklaşır başkalarını sevebilmekten. Bencillik kuşatır yüreğini, sadece kendini duyar zamanla. Başkalarının dertlerini görmez olur, tasalanmaz kendisine dokunmayan hiçbir dert yüzünden. Başkalarını sevmekten uzaklaştıkça sevimsiz olur insan, mahrum edilir sevgiden. Kendisini sevdikçe başkalarını sevemez ve başkalarının sevgisini de hak edemez bu yüzden. Sevgi, hak etme işidir. Hak ettiğin kadar sevebilir, hak ettiğin kadar sevilirsin. Sevilmeme pahasına sevmeli, ancak...

Daha Fazlası...

Necis Kalp

Bataklıkta temiz kalmak ne kadar da zor; ne kadar da zor temiz kalmak. Kirlendikçe arzulamak temiz olmayı ne kadar rahmete susamış bir dua. En büyük ilaç için ağlarken açılan eller semaya, ne kadar da masumane ve temiz olan aslında ağlamak. Kırılan kalpler, gözyaşıyla sömürülen gözler, çatlayan gönüller, kahrolan hayatlar… Rahmete vabeste her ruh; onsuz yarım, kırılgan ve sevimsiz. Yağmursuz toprak gibi zorla çiçek veren gönüllerde yetişmeyecek elbette sevda, açılmalı eller semaya, sırılsıklam olmalı rahmet yağmurlarıyla. Hayat şiirlerinin kafiyesi...

Daha Fazlası...

Dogum Gunum

Hayat, duygu sellerinin maddiyat ziftleriyle boğuştuğu, sürekli kirlenen, sürekli gülen, ağlayan, karanlıklarda duvarlara çarpa çarpa sersemleyen bir oyunun adı. Değerini bilmek o kadar zorlaştırılmıştır ki, hem yaşayıp hem yaşadığının farkında olamıyorken, bir de yaşamanın değerini bilmek... İnsan, bu oyunda kaybedeceği aşikâr görünen, ama bir o kadar da ümitlendirilen et parçası, ruh yoncası ve hayvan nefisli bir halife. İnsan olarak doğmak Allah'ın lütfu, zor olan insan kalabilmek. "Su gibi akıyor zaman, ki doluyor vade. Uyan ey nefis, aşktır...

Daha Fazlası...

Baba Olmak

Hüzünlüdür baba olmak. Her haliyle mükemmellik örneği olmaya çalışırken çocuklarına, aynı zamanda insan olmak... Çocuklarının her birini birbirinden çok severken, her çocuğunun kendisini diğerlerinden az sevdiğini hissetmesiyle boğuşmak... Her çocuk ayrı renk, her çocuk ayrı bir dünyadır onun için. Bu renk cümbüşüyle hem dünyanın en mutlu insanı olurken, hem de hüzünlü bulutlar altında her an erimek çocuklarının yokluğunda... Zordur baba olmak, insan olmak kadar meşakkatli, her meşakkati göğüsleyebilecek kadar güçlü olmak... Çocuklarının...

Daha Fazlası...

Iki Misra Omur

Benden öte hayallerim, altında kaldığım iki mısra ömür Yanıklarım şahittir şafak savaşlarıma Kaç kaldı, kaçımız gitti, kaçı geceden kalma Bir hayâlî seferdir içi geçmiş ömür Mustafa Gerdan

Daha Fazlası...

Gecenin Kuyusu

Gecenin kuyusu dibinde mavi siyah bir gökyüzü Ruhumuzda hafifleyen senelerin gençliği yaşlı matem Ayrılan yollar, kavuşan hevesler ve aşktandır özü Ömrümüze serilen hecelerdeki ipek saçlı gülzâdem Mustafa Gerdan

Daha Fazlası...

Ben Oluyorum

Ben ölüyorum. Her gün ölmeyecek gibi yaşarken, hiç farkında olmadan ölüyorum. Ev sahibi olmaya çalışırken, son model bir arabanın hayalini kurarken, her an ölüyorum aslında. Annemin yüzüne bakarken ölüyorum. Babama gelecek planlarımı anlatırken aslında yaşamaktan uzaklaşıyorum her saniye. Televizyondaki her acı haberi dinlerken, uyanırken çok güzel bir sabaha ve arzularken her gün bir gün daha yaşamayı, ölüyorum. Hiçbir hastalığımın olmadığını düşündüğüm her an ve hep böyle sağlıklı yaşayacağım ümidiyle, belki hiç farkında...

Daha Fazlası...

Vicdan ve Denge

Vicdan, dünyaya ait heves ve arzuların kara buzları ile çevrelenmiş, sonsuzluğu arzulayan nurdan bir aşk küresi. Yakmak ister buzları ki ulaştırsın ruhu ötelere, bu arzuyla bilenir ama zor iş kara buzlarını eritmek dünyanın, çelikten yumuşak irade. İnsan, bu savaşın ev sahibidir kevn-ü mekânda. İçinde bir dünya, kendi bir dünya, perdesi bir dünya… Böyle bir savaşın içinde dengeyi kurmak ve korumak ise kutlu bir vazife onun için, ötelerden bir lütuf. Vicdan ferahlığına ulaşmak için gerekli olan denge ise dünya zıtlıkları için ortayı bulmak değil,...

Daha Fazlası...

DiplomaSiyaset

Türkiye'de siyaset yapmaktan kaçınan o kadar çok kaliteli insan var ki, kaliteli kalmalarının sebebi, siyasetten kaçınmaları ve korunmalarıdır  dahi denilebilir. Diplomasiye de yabancı değil tarihimiz, bin yıllık tecrübeye sahibiz. Fakat gücün karizması üzerine kurulu diplomasiden, güçsüzlüğün siyasi şehvetiyle yaşamaya geçtiğimizden beridir boynumuzu sıkanlar, karizmatik zulümlerine ara vermemekte. Biz ise bu karizmayı hayran hayran izlerken unuttuk diplomasiyi ne için kullandığımızı ve siyaseti neye alet etmemiz gerektiğini. Kendisi değersizdir siyasetin,...

Daha Fazlası...

Gul ile Bulbul

Kırmızıdır aşk, narindir bülbül. Gülün kokusuyla sarhoş, kanatlarında gül. Küller uçuşur etrafında aşkın, kanatlanır yaprakları gülün. Acıklıdır hikayesi gül ile bülbülün. Hangisi daha acımasız, hangisi daha özgür kim bilir? Biri aşk ile pervane ve özgürce çarpar kalbi, ötekisi kalpsiz ama bir o kadar yakın aşk kırmızısına. Konar bülbül gülün sevgisine, kokar gül tüm benliğini sererek bülbülün küçük kalbine. Bu kokuyla kendinden geçer, gül olur bülbül. Kalbi her an biraz daha taze ve hızla çarpar, kanatlanır, içinde yüzer gül...

Daha Fazlası...

Seyyar Yalnizlik

Ne kadar ağır yalnızlık ve soğuk heceler. Geceler ne kadar güzel şiirler yazıyormuş meğer. İstanbul'da olmaktan daha güzeli hayal etmekmiş İstanbul'u. Gerçeği bilmenin yanıbaşında duruyorken yalan ve hayal, ne kadar beyazmış pembe yalanlar. Odalar, sokaklar ve seyyar satıcılar ne kadar çığırtkan kalıyor bakınca gökyüzünün aziz çehresine. Semaya doğru yağıyor gözyaşları, çarpıyor meleklerin yüzüne her gözyaşı ve ıslanıyormuş nurdan çehreleri baharın. Duyulan son ezgi de bitmek üzere, kırıldı tüm kalpler, karardı yetmiş perdesi cennetin,...

Daha Fazlası...

Istanbul’da Sabah

Her sabah başka bir aşk, başka bir bahar… Kuytulardan çıkar sessiz bakışları sokak çocuklarının. Unutulmuş olduğunu zanneden her nefes yine karışır birbirine, harmoni kokar tüm sokaklar. Herkes yalnızdır, herkes aynı ve nefeskar. Zulüm bahara karışır, beyaz siyahla evli ilk günden beri aşk yazılalı toprağa. Ruhun çarptığı duvarlarda lekesi var bedenlerin. Serzeniş ederken aşıklar, daha büyük acılar içinde hiç aşkla tanışmamış olanlar. Araf’ta kalmış insan olma gayretindeki tüm yakutlar. Uyuyor gaflete hevesliler ve uyanıyor İstanbul ruhlu...

Daha Fazlası...

Istanbul

  Tarifsiz hislerle yürünür mavisinde, açılır sonsuz kapıları cennet yurdun. Bozgun yemiş ruhlara sıcak bir iklim İstanbul, konaklarında demli aşka kan, öl ve yorul. Kahrıyla suskun tarih, çığlıklar içinde boğaz. Tıkanmış ciğerleriyle şimdi kusar oldu maraz. Uyuyan hisler, yorgun düşler ve şeffaf ruh. İstanbul'da meczolunmuş zamansız deli güruh. Silkelenecek hayat, uyanacak sessiz ordun. Her zerresinden şehit fışkıracak yurdun. İstanbul, öksüz kalplere ana, tarihe gömülü paslı bir ayna, gönlümüze can ve heves. Canınla can bulur ve buldu...

Daha Fazlası...

Isyan Güzelligi

Ey güzellik! Hayalsiz yüreğimde makamsız kalmış kapkara bir telaş sana varmak Ve farkı olmayan sevdalar çukurunda devrik bir cümle gibi hayat Ne kalmak çukurlarda ihanettir aşka, ne de çukurlara aşık olmak Çözülmüş duygularımdan aşkı örüp seni bulmak eşsiz bir sanat Dirayetsiz bir günbatımı gibi sonsuzdur sana bakmak ey güzellik! Varlığa doymak kadar sade aşık olmak sana ve hep acı desenli Gizlenen bir güzellik kadar eşsiz olur seni sevmek, aşkın delilik Endamında kaybolan aşıklar kadar derdest zaman ve aşkın yeli

Daha Fazlası...

Suurlu -Mecazi- Sevgi

İnsanoğlu çok girift doğaya sahip bir varlıktır. Fakat tüm insanlara baktığınızda hayaller, heyecanlar, arzular ve beklentiler olarak küçük bazı nüanslar dışında birbirleriyle hemen hemen aynıdırlar. Özel bir hayat gayesi olmadığı müddetçe sevmek, rahat yaşamak, özgür olmak, bir gaye bulmak, saygı görmek vs. gibi hayallerle bezenmişlerdir. Bunlardan en baskın olanı ise sevmek ve sevilmektir hiç kuşkusuz. Severken de sevgiden yara aldığını zanneder çoğu zaman; halbuki yaralayan sevginin kendisi değil, arzular ve doğurduğu marazlardır aslında.

Daha Fazlası...