Ask Kriteryasi
Helal-haram nedir bilen ve evlilik çağına gelmiş bekârların en büyük sıkıntılarından biri de kendisine eş-lik edecek, iki dünya mutluluğunu paylaşacak eşini bulmaktır. Bunun için etrafındaki evli-bekâr birçok insana sorular sorar, sürekli bir arayış içerisinde olur bu arkadaşlar. Kriterler belirlerler kendilerine, sanki aşk için kriterler önemliymiş gibi. Hem aşık olmak istiyorken hem de hiç aşık olmamış veya olmuşlarsa da aşkı öğrenememiş olmanın cehaletiyle kriterlerde ısrarcı davranırlar.
“Çok şey istemiyorum aslında; güzel-yakışıklı, ahlaklı ve okumuş olsun” gibi, kelimelerde basite indirgenmiş ama sanki bu kriterlere uyan kimse yokmuş gibi davranan bekârlar… Bir şey var hep göz ardı edilen. Bu denilen kriterlere hiç kusursuz uyan biri gelse karşınıza ve bu insan dünyanın en iyi eğitimini almış, en yakışıklısı-güzeli ve en ahlaklısı da olsa; sanki sokakta yanınızdan geçen herhangi biriymişçesine o kişi için hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz. Çünkü öyle değildir aşk. Sizin bildiğiniz ve anlayabileceğiniz kriterlerin dışında milyonlarcası vardır çünkü.
Allah her insanı müstesna yaratmıştır ve her insan ayrı bir alem gibi farklı yıldızlarla ve farklı gökyüzleriyle doğar. Her insanın ayrı bir derinliği, her insanın ayrı bir kutbiyeti vardır. Bu yüzden sizdeki göz, ruh ve gönül kimi sevecek, hangi yıldızlar daha parlak ve berrak gelecek bilemezsiniz. Belki buldunuz seveceğiniz insanı ve sevdiniz, ama siz bir siyah perde çektiniz o aşka sırf kriterlerinize uymadığı için. Yazık oldu aşka da size de.
Bir insan; yürüyen merdivenlerde hep sağda durup başını önüne eğerek bekliyorsa yukarı çıkana kadar, bu onun soldan diğer insanlara çarparak geçen birine aşık olmaması gerektiğini göstermeyecektir. Ya da bu geceyi Taksim’in ara sokaklarında tüm et fiyatlarına bakarak geçiriyorsa bir çift göz, yarın tüm geceyi tövbe gözyaşlarıyla geçirmeyeceği manasına da gelmeyecektir. Her insan günahsız doğar ki kendi günahıyla ölsün. Vaftizimiz günahımızdır, onun süsüyle doyarız tövbeye. Düşeriz, ağlarız ve kalkarız. Kimseye değil O’na hesap veririz ve verir herkes.
Sözün hülâsası, bir insan kriterlerimize uyduğu için değil, o insana karşı aşkı içimize Allah koyduğu için, O’na hürmeten aşka hürmet ederiz. Ve dua ederiz aşkımız ve aşığımız için. “Ya Rab, aşkı içime koyan sensin. Aşkımın içine aşkını, kalbimize de aşka ve birbirimize karşı şefkatinden koy” diye. Böyle aşık olunur ve böyle aşka doyulur aslında. Yoksa ne sevgilinin son model arabası, yatı ve katı; ne de gözü kör eden güzelliği doyurmaz kalbi. Çünkü doğrularımız bizden önce yaratılmıştır ve aşk hayatın doğurduğu en doğru hissiyattır.
Mustafa Gerdan
Share on FacebookLeave a reply
Fields marked with * are required








1 Comment
04 Mayıs 11 at 8:45pm
1
herzaman ki gibi makale muhtesem olmus