Latest Entries »

O’na

Burçlarında halelenen güzel rüyalara vardım

Eşiğinde kırmızı aşkının uyandım

Ne yana baksam geçtim kendimden, seni gördüm

İnce hülyalarında meczoldum, yandım View full article »

Alışılmış Sonsuz

Alıştıkça ölür insan. Sevgiye alışır, acıya alışır, şöhrete alışır, günaha alışır ve sair her eylem ve duygulara alışır insan. Tertemiz başlar önce hayata, gittikçe alışır ve alıştıkça ölür hayatta. Sarf olan her vakit geri gelmeyen bir harcanmış hazinedir. Bu hazinenin her sikkesi paha biçilemeyecek kadar değerli olsa da, değer bilmeyenlerin elinde hiçlik ile takas olur ve ölür. View full article »

Aşk Kriteryası

Helal-haram nedir bilen ve evlilik çağına gelmiş bekârların en büyük sıkıntılarından biri de kendisine eş-lik edecek, iki dünya mutluluğunu paylaşacak eşini bulmaktır. Bunun için etrafındaki evli-bekâr birçok insana sorular sorar, sürekli bir arayış içerisinde olur bu arkadaşlar. Kriterler belirlerler kendilerine, sanki aşk için kriterler önemliymiş gibi. Hem aşık olmak istiyorken hem de hiç aşık olmamış veya olmuşlarsa da aşkı öğrenememiş olmanın cehaletiyle kriterlerde ısrarcı davranırlar. View full article »

Hatıralar

Yirmi sene önce babamın bir servet ödeyip aldığı profesyonel kamerayla çektiği ve hayal-meyal bile hatırlayamadığım hayatımın karelerini geçen günlerde baştan sona izledim. Güç bela eski kasetleri bugünkü video formatlarına çevirebilen birisini bulup tüm kasetleri cd ye aktardıktan sonra oturup yüzümde hiç görmediğim bir tebessümle izledim baştan sona çocukluğumu ve ailemin yirmi sene önceki hallerini. Meğer ben de çocukmuşum bir zamanlar dedim, meğer benim de çocukça ne hallerim olmuş ve ailem binbir zorluk içerisinde bana bakıp şuanki halime kadar getirmiş. View full article »

İzmir’de Nurlu Gece ve Rahmet

Cumartesi gecesi İzmir’deki evimde yatsı namazımı eda etmeden uyuya kalmıştım. Gece 2’de sokaktaki sarhoşların bağırışlarıyla uyandım. Bir araba dolusu sarhoş genç sokağın ortasında arabayı durdurup dışarı çıkmış ve avazı çıktığı kadar apartmanlara bakarak bağırıyordu. Ne dedikleri anlaşılmayan gençler herkesin uykusunu böldükten sonra arabalarına binip uzaklaştılar. Sonrasında abdestimi alıp yatsı namazımı eda ettim ve yatağımın köşesine oturdum. İçimden bir şeyler okumak geldi. İrkilerek uyandığım için uykum da kaçmıştı, bir şeyler okumak iyi de olurdu. Karanlık salona geçip kitaplığa gittim… View full article »

Sadece Yalnız

Aynalardan çok otobüs camlarında gördüm yüzümü. Uyandığım her güneşsiz sabah odalarında yine yalnız kokuyordu perdeler. Başka yüzler hergün ve hergün tanışma fasılları. Yalancı gülümsemeler, sahte saygı gösterileri… İçten olan tek şey yalnızlık. Birine bakarak kendini göreli çok uzun zaman olmuşken kendinden geçmeler ne kadar büyük zulüm. Hep uzaklardan aldığın haberlerle sevinmek ve üzülmek; yakınlarda hiçbir şeyin yok iken uzaklardaki yakınların için neş’e ve keder duymak bir de. View full article »

Rüya Kadar Gerçek Günah

Rüyalar kadar gerçek gelmiyor artık hayat. Gözle gördüğümüz hiçbir şey hakikat gibi değil. Bir oyun ve oyalanmadan ibaret her saniye yaşanan gerçek kurusu nefes. Hiç temiz değilmiş gibi kalplerimiz, günahla alabildiğine haşir ve neşir. Gönüllerimizde bir çiyan sevda, gözleri kara ve kasvet edalı. Her yanda görüyorum, gülüyor şeytanlar, kahkahaları kemiriyor her atar damarını ruhumun. Ezanlar duyuyorum uzaklardan, duyar gibi oluyorum. Sonra şehir… Bastırıyor birkaç güzelliği, yine gerçeklik, yine günah, yine şeytan… View full article »

İzmir Bir Güzel Şehir

Bir hafta boyunca aynı yere aynı hatta çalışan dolmuş-taksilerle gittim İzmir’de. İlk 3 gün araca her bindiğimde ‘Selamünaleyküm’ dedim, fakat kimse cevaben bir şey demedi. Dördüncü gün bindiğimde ‘merhaba’ demek de olabilir, en azından karşılık alırım diyerek düşündüm ve öyle de yaptım. Fakat bu sefer de karşılığında ‘aleykümselam’ dedi şoför arkadaş. Hafif gülümseyip geçtim tabi ama içime dert oldu bundan sonra nasıl devam edeceğim diye.

Bir süre Amerika’da bulundum. Orada insanlar herhangi seyahat aracındayken yanlarındaki insanlarla çok rahatlıkla konuşabiliyordu. Hatta hiç tanışmaya dahi lüzum duymadan, konuşup konuşamayacağını sormadan, bir mimik dahi beklemeden direkt olarak konuya girebiliyordu. Bir nevi insanlar aynı ailenin bireyleriymiş gibi çok rahat iletişim kurabiliyor, dertlerini ve sevinçlerini paylaşabiliyordu. View full article »

Abdullah Taha Orhan

Tanıyanlarınız vardır mutlaka, Abdullah Taha Orhan, İstanbul’daki İslam alimlerinden biridir. Kendisi hiçbir payeyi kabul etmese de, onu tanıyanlar bilir ki kendisi alim olmanın yanı sıra büyük bir evliyadır da. Onunla sokakta yürüyorsanız tıpkı Üstat hazretleri gibi ilmin izzetini muhafaza etmek adına yüzünü neredeyse yere sürecek kadar başı önünde yürür ve hep İstanbul’un arka sokaklarını tercih edip, gezinti sokaklarından uzak durur. Öyledir onlar. Arka sokaklardan yürür İstanbul’un evliyaları. O yüzden nurdan çehreleri çok göremezsiniz kalabalık sokaklarda. View full article »

Kısmet

Hani birşey lazım olmadığı zaman hiç dikkat etmeden geçersiniz sokakları ve o yüzden lazım olduğunda bulamazsınız ya bir tane bile eczane; aynen onun gibiymiş evliliğe talip olma çağı. Meğer en zor kararmış bu çağa gelene kadar verilenler arasında. Sevmek ne zor zanaat ve teslimiyet ne büyük nimet imiş meğer. Hem sevebilip hem sonra hayallerde mutlu olma inancına sahip olabilmek şartının aranacağını söylemedi hiçbir büyük. Büyükler… Ne kadar küçük şeylerle uğraşıp gözardı etmişler nasihatleri ve zamanında etmeyi nasihat.

Meğer yaşanacak olanlar için cevapları kendi ve zamanı diye düşündüğü zamandan önce aramalıymış insan. Tıpkı ölmeden önce ölmek gibi hazırlanmalıymış sevmeye. Kalbi korumalı, zihni duru tutmalı ve geldiğinde sevmeliymiş hiç çaba sarfetmeden. Kötü zaman, kirli kalpler, kuru gönüller… View full article »

Belirsiz Hayatlar

Belirsizlik; insanı hayattan koparabilecek zehir gibidir. Hayatın dönüm noktaları ve bu noktalar arasında dönen hayatlar… Bu dönemleri verimli ve istenilen şekilde geçirebilmek için ümit sahibi olmak gerekir. Ancak ümit sahibi olmak için öncelikle hayatın belirsizliklerinden kurtulmalıdır. Neyin ümidiyle yaşadığını bilmeyen insan hayal kuramaz, gelecek üzerine planlar yapamaz ve en önemlisi yaşıyor olduğunu hissedemez. İçinde devamlı birşeylerin ruhunu kemirdiğini hisseder fakat bir türlü harekete geçemez. Çünkü harekete geçmenin nasıl ve özellikle neden olacağını bilemez. Aksiyon insanı olan abide şahsiyetlere bakıldığında, başarılarının sırrının neyi istediklerini bilmek ve hedeflerine kilitlenmek olduğunu görürüz. Ve hedefe kilitlenmek için önce hedef sahibi olmak şarttır. View full article »

Çocukça Bişey

İlk İstanbul kadar sadesin hala, sade ve sevap gülüşün
Ruhumda ümit etmeye ne mecal var ne de me’zun gönlüm
Koptu kalbimin tüm bağları, bağlarımda talan oldu yüzün
Şimdi yanmaya dahi korkar iken, ağlamak en tatlı hüznüm

View full article »

Tarzan of Manisa City

Tarzan of Manisa, Ahmet Bedevi, was born in the city of Samara, close to Baghdad, in 1899. He joined the World War I and Independence War of Turkey. He came by to İzmir with the Turkish Army and was honoured with red-stripe independence medal. When he was going back to his country, Iraq, he saw Manisa when he was passing through and decided to settle here. He began to work as gardener in the City Hall of Manisa became so much concerned to convert this burnt and ruined city into a green heaven with full of trees and flowers, which he did at the soonest time. He changed the view of the city by the trees he planted in every nook and corner. Planting and protecting the nature were sacred for Tarzan and he maintained to do so during his lifetime. He was telling people stories on ‘love of green’ without getting bored, just like telling a religion as a missioner. His mission was making people fall in love with nature, protecting this love as possible as he can, and convert the green into the love’s colour of red. View full article »

Inner Talks with a Terrorist

I saw a dream when I was awake…

I was talking to this guy, in a mosque of New Jersey, US. I was in the mosque for the Friday praying and he was sitting next to me, listening the Imam. I had a feeling that he was not a Muslim and his presence there was for a reason different than the others. He was listening the Imam like the Imam was talking from totally different things than he knows. Then, I had the impression of the possibility that he was there with us to witness what we were talking about and whether if we were involved into something harmful to the holy country of United States. View full article »

Zevk-ilim

Aşksız bir sabaha uyandığında aşkın zevkini yaşatacak kadar güzel olandır İstanbul. Sevgili kadar şefkatli, ruhlara heyecan veren bir bayram sabahı kadar nur yüzlü, gökyüzünde bir başka mavilik, aşkın somutlaşan en güzel yüzüdür İstanbul. Yaklaştıkça denizine sahil olur gönüllere, yanaşan her vapurdan duygular akar iskelelere ve kuşları başka nağmelerle karşılar her hezeyanlı günbatımında. Bir başkadır İstanbul, her gönülde aşk olup, tarihin hançerlerine göğüs gerebilecek kadar cesur şehri Anadolu’nun. Sevenlerine annenin buğulu gözyaşlarıyla merhamet gösteren ilim şehri… Zevk ve sefa ile her gün kan damlıyor yaşlı gözlerinden, akan her kanda tarihten hatıralar. Güzeller güzelinin yüzüne hiç yakışmıyor maskeler, makyajlar ve patavatsız gülüşler; isyankar bir ruh haletiyle yorgun ve mahzun şimdi. Ümidiyle yaşıyor eski günlerin, Fatih’in ilk gününü düşünerek geçiriyor her geceyi, sabrediyor sonsuz bir metanetle. Islak gözleri, yaşlı kalbi, utangaç yanakları… Aşk bekliyor ve aşkla bekliyor yine boğaz aşıklarını… Uyudu yine… Şşşşşşt…

Mustafa Gerdan

Akıllı ve Zeki

intuitivecompassAkıllı ve zeki kelimelerini çoğu zaman aynı manada kullanırız. Halbuki arada keskin bir ayrım vardır. Zeka, insan adedince değişen parmak izi gibi farklı seviyelerdedir. Her insanın farklı zeka seviyeleri olmasına karşın, zeka seviyesi daha yüksek olan insanların daha şanslı görülmesi bir noktada ilahi adalete isyan içerir. Değerli olanın zeki olmak olduğunu düşünürüz bir çoğumuz. Halbuki hakikat biraz farklıdır, ki adalet de bu farklılıkla birlikte tecelli eder.

Zeka, yolları görmeye yarar. Çözüme giden sonsuz adet yol olsun mesela. İnsan zeka seviyesine göre çözüme giden yol görür diyebiliriz. Fakat değerli olan daha çok yol görmek değil, yollardan hangisinin doğru olduğunu görebilmektir. View full article »

Bir Cuma Namazı ve Tabu(t)

hatuniyeOsmanlı mimarisinin en fazla boy gösterdiği üçüncü güzel ilimiz Manisa’nın 1490 yılında Sultan II. Bayezıd’ın eşi Hüsni Şah Sultan tarafından yaptırılan Hatuniye Câmiinde kıldım bu Cuma namazını. Camiiye girer girmez hüzünlü bir tablo; bir Türk bayrağına sarılı bir tabut ve ağlayan kadınlar. Tabutun önünde bir rütbeli asker fotoğrafı ve nöbet tutan iki er. Bahçe yere serili hasırlara oturmuş, başı önünde mahzun bir cemaatle dolmuş taşıyor. Cemaatin en arkasında bahçenin köşesinde yer tutmuş yirmi-otuz civarı subay ve rütbesini bilmediğim beş-altı komutan ayakta duruyor. İlk aklıma gelen şey Başbuğ’un “Allah Allah diyen ordu” sözü oluyor. Yüzlerce kişi namaz için hazır ve dizleri üstüne çökmüş farzlar üstü farz olan Cuma namazını beklerken, Allah Allah diyen ordumuzun askerleri bir köşede durmuş muhabbet ediyor. View full article »

Kulluktaki Cool’luk

“O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir.” (En’am, 61)

secde2Kul olmak, bir kudreti sonsuz padişaha asker olmaktır. Bu askeriyette kurallara tabiiyyet, nizamın bekçisi hükmünde olup, nizama tabi olan her  askerin refahı içindir. Kurallara her bir uyuş, hem kuralların hem de kuralların kalıcılığına yardımcı olması sebebiyle askerlerin selameti için önemlidir. Bu sebeple kurallardan şekva etmek bir yana, belki binlerce kez şükretmelidir. Her askerin kulluğu nispetinde şükrü, şükrü nispetinde de padişahın hoşnutluğuna müştakiyeti vardır. Kudreti sonsuz olan Allah, Muhammedî bir ihlâsla kendisine tabiiyyeti mecbur ve şükrü elzem sayarak, kullarına sonsuz kudretinden tohumlar saçıp bir yenilmez güç veriyor. Bu güç, kullukta ısrarı, imanda sadâkati, ruhta nur sadâsına bağlılığı, aşkta ihlâsı, gönülde aşkı iktiza ediyor. View full article »

Allah Korkusu

gunahAllah korkusunun ne olduğunu anlamak için önce Allah’ı sevmenin nasıl birşey olduğunu bilmek gerekir. Allah sevgisini anlamak için ise, bunu bir sevenden dinlemek değil, Allah’ı sevmek gerekir. Allah’tan korkabilmek için de Allah’ı sevmek gerekir. Sevdiği için korkar, sevdiğinden korkar insan. Sevdiği kırılmasın diye korkar ve bu kastedilir Allah korkusundan. View full article »

Günah

günahSosyal hayatın içine karıştıkça bulaşan, olduğu yerde sevabın da bollaştırıldığı bir membadır günah. İzalesi mümkün olmayan, ama üzerine gidildikçe hasenat yazdıran, yaratılmışların belki de en sevimsizi, ama bir o kadar da sevilen olma yolunda basamaktır. Kul günahı bildikçe, battıkça günaha, sevap basamakları tüllenir ayakları altında. Rahmet çağırır arş-ı alâya. Vicdanın sesine kulak verdikçe yükselir ruh-u beşer, zevkeder kulluktaki tatlı sadâyı. Günah, ateşten gömlek, yapışınca girdaptır cehennem çukurlarında. Kana bulanmış bulutlardan yağan asit yağmuru gibi yağar tüm kalplerdeki köhne topraklara. Çürütür beyaz odalarını kalbin, ziftle kararır temiz hülyâlar. View full article »

Powered by WordPress | Theme: Motion by 85ideas.