Allah Korkusu

gunahAllah korkusunun ne olduğunu anlamak için önce Allah’ı sevmenin nasıl birşey olduğunu bilmek gerekir. Allah sevgisini anlamak için ise, bunu bir sevenden dinlemek değil, Allah’ı sevmek gerekir. Allah’tan korkabilmek için de Allah’ı sevmek gerekir. Sevdiği için korkar, sevdiğinden korkar insan. Sevdiği kırılmasın diye korkar ve bu kastedilir Allah korkusundan.

Gazabı şiddetlidir elbette Allah’ın, fakat Allah’ı sevenlere değil. Allah’ı sevmeyenler ise zaten gazabından korkmadığı için Allah korkusunu bilecek değillerdir. Dolayısıyla Allah’tan gerçekten korkanlar, aslında Allah’ı gerçekten sevenlerdir. O’nun rızasını kaybetmekten, sevgisinden mahrum olmaktan korkarlar. Allah’tan korkmak, Allah’ı sevmektir. Ve en çok, en çok sevdiğinden korkar, çünkü en çok, en çok sevdiğini kırar insan.

Allah’ı sevdiği için korkudan titreyen, her haliyle samimi ve ihlaslı, az ama öz kullarından olmak duası ile; Ramazanınız hayırlara vesile olsun inşaallah.

Mustafa Gerdan

Günah

günahSosyal hayatın içine karıştıkça bulaşan, olduğu yerde sevabın da bollaştırıldığı bir membadır günah. İzalesi mümkün olmayan, ama üzerine gidildikçe hasenat yazdıran, yaratılmışların belki de en sevimsizi, ama bir o kadar da sevilen olma yolunda basamaktır. Kul günahı bildikçe, battıkça günaha, sevap basamakları tüllenir ayakları altında. Rahmet çağırır arş-ı alâya. Vicdanın sesine kulak verdikçe yükselir ruh-u beşer, zevkeder kulluktaki tatlı sadâyı. Günah, ateşten gömlek, yapışınca girdaptır cehennem çukurlarında. Kana bulanmış bulutlardan yağan asit yağmuru gibi yağar tüm kalplerdeki köhne topraklara. Çürütür beyaz odalarını kalbin, ziftle kararır temiz hülyâlar.
Günah, en çok acıtandır vicdanı, kapatandır kalbin temiz çehresini güzel gözlü meleklere. O varsa uğramaz ruhunuza kulluğun 5 vakit hazzı, kabul etmez secdeler çamura bulanmış alnınızı. Hak etmez olur artık rahmeti beşer ve ölmeden ölmek yerine çürür ruh-u beşer. Devamını Okumak için »

Çoktan Seçmeli Aşk

adsızÇoktan seçmeli aşklar yaşarken boş bırakırsın tüm soruları. Kapatırsın kalbinin tüm kutucuklarını bomboş ve her yanlış bir doğruyu götürür, sanki yanlışlar kadar doğrularımız varmış gibi. Terazinin tarafları eşit olacakmış gibi gelir hep, uzar dersler, uzar imtihan sabahları. Daraldıkça tuzsuz gözyaşları şekerlenir baldan sözler, devrilir tüm devrik cümleler. Boş kağıtlardaki tüm resimler kadar sadeleşir kanamalar, ağlayan gözler görülmez olur seher çığlıklarında. Hakkında konuşmak imtihanların ülfet yağdırır kalbimin çorak topraklarına, ıslanır hayalî bulutlarım, dağılır duygularım. Dinime edilen her küfür acıtır yüreğimi, umudum kaybolur küfre meyyal bakışlarda. Zulüm, derde uzak kalplere yazılan bir şiir gibi terk edilmiş en tesirsiz ders hayatlara. Zalimin tırnaklarından damlayan kanlar bir çocuğun kalbinden, kanatıyor yüreğimi, ağlıyorum. Hayat bu sırada yanlışları doğrulardan çok, ve birçok boş bırakılan soruyla tüketilen zor bir imtihan. Sonu selamet ola…

Mustafa Gerdan

Sev(il)mek

mevlanaİnsan kendini kendi haline bıraktıkça, en çok kendisini sever. Ve kendisini sevdiği kadar uzaklaşır başkalarını sevebilmekten. Bencillik kuşatır yüreğini, sadece kendini duyar zamanla. Başkalarının dertlerini görmez olur, tasalanmaz kendisine dokunmayan hiçbir dert yüzünden. Başkalarını sevmekten uzaklaştıkça sevimsiz olur insan, mahrum edilir sevgiden. Kendisini sevdikçe başkalarını sevemez ve başkalarının sevgisini de hak edemez bu yüzden. Sevgi, hak etme işidir. Hak ettiğin kadar sevebilir, hak ettiğin kadar sevilirsin. Sevilmeme pahasına sevmeli, ancak sevdikçe sevebileceğini bilmeli insan. Sevilmek için değil, içinden geldiği için sevmeli; içinden gelmiyorsa sevmek, uzaklaşmalı kendisine olan hayranlığından, sadece kendi kötü yanlarını görmeli, ve boğmalı nefsinin nefesini. Böylelikle sevgiyi hak edebileceğini bilmeli, inanmalı. Buna olan inancı kadar sevebileceğine şahit olmalı. Sevmek ve sevilmek üzere…

Mustafa Gerdan

Necis Kalp

sokakBataklıkta temiz kalmak ne kadar da zor; ne kadar da zor temiz kalmak. Kirlendikçe arzulamak temiz olmayı ne kadar rahmete susamış bir dua. En büyük ilaç için ağlarken açılan eller semaya, ne kadar da masumane ve temiz olan aslında ağlamak. Kırılan kalpler, gözyaşıyla sömürülen gözler, çatlayan gönüller, kahrolan hayatlar… Rahmete vabeste her ruh; onsuz yarım, kırılgan ve sevimsiz. Yağmursuz toprak gibi zorla çiçek veren gönüllerde yetişmeyecek elbette sevda, açılmalı eller semaya, sırılsıklam olmalı rahmet yağmurlarıyla. Hayat şiirlerinin kafiyesi olmalı gerçek aşk, kapılmamalı cerbezesine et yığınlarının, kırılmamalı yağmurlar, yağmur gibi akmalı gönüllere, serinletmeli sevdaları.

Varılmalı cennete daha yaşıyorken; yalanlardan arınmalı, ölmeli daha ölmeden, koymalı başı secdeye, sarmaş dolaş olmalı rahmetle. Yitmemeli umudu rahmet iklimlerinin, sığınmalı en geniş limanlarına O’nun, saklanmaya çalışmadan. Devamını Okumak için »

Doğum Günüm

Hayat, duygu sellerinin maddiyat ziftleriyle boğuştuğu, sürekli kirlenen, sürekli gülen, ağlayan, karanlıklarda duvarlara çarpa çarpa sersemleyen bir oyunun adı. Değerini bilmek o kadar zorlaştırılmıştır ki, hem yaşayıp hem yaşadığının farkında olamıyorken, bir de yaşamanın değerini bilmek… İnsan, bu oyunda kaybedeceği aşikâr görünen, ama bir o kadar da ümitlendirilen et parçası, ruh yoncası ve hayvan nefisli bir halife. İnsan olarak doğmak Allah’ın lütfu, zor olan insan kalabilmek.

5oa0

“Su gibi akıyor zaman, ki doluyor vade. Uyan ey nefis, aşktır en güzel bade.”

Mustafa Gerdan

 

Baba Olmak

bbbHüzünlüdür baba olmak. Her haliyle mükemmellik örneği olmaya çalışırken çocuklarına, aynı zamanda insan olmak… Çocuklarının her birini birbirinden çok severken, her çocuğunun kendisini diğerlerinden az sevdiğini hissetmesiyle boğuşmak… Her çocuk ayrı renk, her çocuk ayrı bir dünyadır onun için. Bu renk cümbüşüyle hem dünyanın en mutlu insanı olurken, hem de hüzünlü bulutlar altında her an erimek çocuklarının yokluğunda… Zordur baba olmak, insan olmak kadar meşakkatli, her meşakkati göğüsleyebilecek kadar güçlü olmak… Çocuklarının mutluluğuyla daha çok sevinmek kendisinin yaşadığı mutluluklara nazaran. Baba olmak… Kırmızı gözyaşlarıyla mavi bulutları haleleyebilmek çocukları etrafında ve bir anka kuşu gibi dönmek her haleyi aşka getirebilmek için. Sevmektir baba olmak, sevginin ta kendisidir. Aşka en yakın yakınlıktır, aşkla hiç kıyaslanmasa da. Zordur baba olmak…

Mustafa Gerdan

İki Mısra Ömür

Benden öte hayallerim, altında kaldığım iki mısra ömür

Yanıklarım şahittir şafak savaşlarıma

untitled

Kaç kaldı, kaçımız gitti, kaçı geceden kalma

Bir hayâlî seferdir içi geçmiş ömür

Mustafa Gerdan

Gecenin Kuyusu

Gecenin kuyusu dibinde mavi siyah bir gökyüzü
Ruhumuzda hafifleyen senelerin gençliği yaşlı matem

danielridgwayknightapenlu9
Ayrılan yollar, kavuşan hevesler ve aşktandır özü
Ömrümüze serilen hecelerdeki ipek saçlı gülzâdem

Mustafa Gerdan

Ben Ölüyorum

olumBen ölüyorum.

Her gün ölmeyecek gibi yaşarken, hiç farkında olmadan ölüyorum. Ev sahibi olmaya çalışırken, son model bir arabanın hayalini kurarken, her an ölüyorum aslında.

Annemin yüzüne bakarken ölüyorum. Babama gelecek planlarımı anlatırken aslında yaşamaktan uzaklaşıyorum her saniye.

Televizyondaki her acı haberi dinlerken, uyanırken çok güzel bir sabaha ve arzularken her gün bir gün daha yaşamayı, ölüyorum.

Hiçbir hastalığımın olmadığını düşündüğüm her an ve hep böyle sağlıklı yaşayacağım ümidiyle, belki hiç farkında olmadan yaşıyorken, ölüyorum aslında.

Her gün takım elbisemi giyerken ölüme gidiyorum, farkında değilim. Bir bomba patlıyor yan sokakta, insanlar ölüyor, ben ölüyorum. Devamını Okumak için »

Vicdan ve Denge

mustafa gerdanVicdan, dünyaya ait heves ve arzuların kara buzları ile çevrelenmiş, sonsuzluğu arzulayan nurdan bir aşk küresi. Yakmak ister buzları ki ulaştırsın ruhu ötelere, bu arzuyla bilenir ama zor iş kara buzlarını eritmek dünyanın, çelikten yumuşak irade. İnsan, bu savaşın ev sahibidir kevn-ü mekânda. İçinde bir dünya, kendi bir dünya, perdesi bir dünya… Böyle bir savaşın içinde dengeyi kurmak ve korumak ise kutlu bir vazife onun için, ötelerden bir lütuf.

Vicdan ferahlığına ulaşmak için gerekli olan denge ise dünya zıtlıkları için ortayı bulmak değil, her hali gerektiğince yaşamak, ve dahi bu hallerin devamı sürecinde nokta-i istinadından, tevhidden uzaklaşmamaktır. Ne beyaz ne siyah olmamak değil, bembeyaz olmak için savaşırken, karanlıktan olabildiğince uzak kalmak için çabalamak, karanlığa gölgesi değdiğinde ise nuru arzulamaktır. Bu denge için vicdanın sesi her daim duyulur olmalı, nefis aynı nispette susturulmaya çalışılmalıdır, ki ruh kaybetmesin nokta-i istimdadını, perçinli kalsın kalbe. Devamını Okumak için »

DiplomaSiyaset

pencils.24452912_stdTürkiye’de siyaset yapmaktan kaçınan o kadar çok kaliteli insan var ki, kaliteli kalmalarının sebebi, siyasetten kaçınmaları ve korunmalarıdır  dahi denilebilir. Diplomasiye de yabancı değil tarihimiz, bin yıllık tecrübeye sahibiz. Fakat gücün karizması üzerine kurulu diplomasiden, güçsüzlüğün siyasi şehvetiyle yaşamaya geçtiğimizden beridir boynumuzu sıkanlar, karizmatik zulümlerine ara vermemekte. Biz ise bu karizmayı hayran hayran izlerken unuttuk diplomasiyi ne için kullandığımızı ve siyaseti neye alet etmemiz gerektiğini.

Kendisi değersizdir siyasetin, onu ne için kullandığına bağlı olarak değer kazanır. O yüzden diplomatik çaresizliğimize son vermek için toplum olarak ortak değerlerimiz üzerine daha fazla konuşmalı, daha çok benzerliklerimiz üzerine konuşmalı, siyasete değer katmalı, değerlerimizi katmalıyız. Farklılıklara hoşgörü göstermemiz gerektiği kadar, benzerliklerimizi ve paylaşımlarımızı da hatırlamalı, dillendirmeliyiz. Böylelikle birbirimizi sevebilir, bir diplomasi yolu çizebilir ve siyaseti ne için kullanmamız gerektiğinin farkına varabiliriz. Bu farkındalık ile kahırlı uykumuzdan hem uyanabilir, hem de her seferinde yaptığımız gibi elimizin ve gönlümüzün ulaştığı her yerde sulhü tesis edebiliriz. Devamını Okumak için »

Gül ile Bülbül

bülbülKırmızıdır aşk, narindir bülbül. Gülün kokusuyla sarhoş, kanatlarında gül. Küller uçuşur etrafında aşkın, kanatlanır yaprakları gülün.

Acıklıdır hikayesi gül ile bülbülün. Hangisi daha acımasız, hangisi daha özgür kim bilir? Biri aşk ile pervane ve özgürce çarpar kalbi, ötekisi kalpsiz ama bir o kadar yakın aşk kırmızısına.

Konar bülbül gülün sevgisine, kokar gül tüm benliğini sererek bülbülün küçük kalbine. Bu kokuyla kendinden geçer, gül olur bülbül. Kalbi her an biraz daha taze ve hızla çarpar, kanatlanır, içinde yüzer gül cennetinin. Nağmeler akar bülbülün gönlünden gülün rengine, nazenin ve derinden. Gül bülbül olur ve şakır kırmızının her tonuyla. Bu renk cümbüşüyle daha da aşka gelir bülbül, kaybolur gülün yapraklarında, çatlar küçücük, dev kalbi. Kanar hülyaları gül üzerine. Gerçek rengini bulur gül, örtülür bülbülün yumuşak gönlüne, açılır perdesi aşkın, kendine gelir aşk.

Mustafa Gerdan

Seyyar Yalnızlık

Picture 2

Ne kadar ağır yalnızlık ve soğuk heceler. Geceler ne kadar güzel şiirler yazıyormuş meğer. İstanbul’da olmaktan daha güzeli hayal etmekmiş İstanbul’u. Gerçeği bilmenin yanıbaşında duruyorken yalan ve hayal, ne kadar beyazmış pembe yalanlar. Odalar, sokaklar ve seyyar satıcılar ne kadar çığırtkan kalıyor bakınca gökyüzünün aziz çehresine. Semaya doğru yağıyor gözyaşları, çarpıyor meleklerin yüzüne her gözyaşı ve ıslanıyormuş nurdan çehreleri baharın. Duyulan son ezgi de bitmek üzere, kırıldı tüm kalpler, karardı yetmiş perdesi cennetin, bitti aşk…

Mustafa Gerdan

İstanbul’da Sabah

ist

Her sabah başka bir aşk, başka bir bahar… Kuytulardan çıkar sessiz bakışları sokak çocuklarının. Unutulmuş olduğunu zanneden her nefes yine karışır birbirine, harmoni kokar tüm sokaklar. Herkes yalnızdır, herkes aynı ve nefeskar. Zulüm bahara karışır, beyaz siyahla evli ilk günden beri aşk yazılalı toprağa. Ruhun çarptığı duvarlarda lekesi var bedenlerin. Serzeniş ederken aşıklar, daha büyük acılar içinde hiç aşkla tanışmamış olanlar. Araf’ta kalmış insan olma gayretindeki tüm yakutlar. Uyuyor gaflete hevesliler ve uyanıyor İstanbul ruhlu beyazlar içinde şakıyan deli bülbüller.

Mustafa Gerdan

İstanbul

 

Tarifsiz hislerle yürünür mavisinde, açılır sonsuz kapıları cennet yurdun.

Bozgun yemiş ruhlara sıcak bir iklim İstanbul, konaklarında demli aşka kan, öl ve yorul.

Kahrıyla suskun tarih, çığlıklar içinde boğaz.

Tıkanmış ciğerleriyle şimdi kusar oldu maraz.

istanbul_by_ottoman611

Uyuyan hisler, yorgun düşler ve şeffaf ruh.

İstanbul’da meczolunmuş zamansız deli güruh.

Silkelenecek hayat, uyanacak sessiz ordun.

Her zerresinden şehit fışkıracak yurdun.

İstanbul, öksüz kalplere ana, tarihe gömülü paslı bir ayna, gönlümüze can ve heves.

Canınla can bulur ve buldu milyonlarca nefes…

Mustafa Gerdan

İsyan Güzelliği

Ey güzellik!

Hayalsiz yüreğimde makamsız kalmış kapkara bir telaş sana varmak

Ve farkı olmayan sevdalar çukurunda devrik bir cümle gibi hayat

Ne kalmak çukurlarda ihanettir aşka, ne de çukurlara aşık olmak

Çözülmüş duygularımdan aşkı örüp seni bulmak eşsiz bir sanat


çiçek

Dirayetsiz bir günbatımı gibi sonsuzdur sana bakmak ey güzellik!

Varlığa doymak kadar sade aşık olmak sana ve hep acı desenli

Gizlenen bir güzellik kadar eşsiz olur seni sevmek, aşkın delilik

Endamında kaybolan aşıklar kadar derdest zaman ve aşkın yeli

Devamını Okumak için »

Şuurlu -Mecazi- Sevgi

sevgili

İnsanoğlu çok girift doğaya sahip bir varlıktır. Fakat tüm insanlara baktığınızda hayaller, heyecanlar, arzular ve beklentiler olarak küçük bazı nüanslar dışında birbirleriyle hemen hemen aynıdırlar. Özel bir hayat gayesi olmadığı müddetçe sevmek, rahat yaşamak, özgür olmak, bir gaye bulmak, saygı görmek vs. gibi hayallerle bezenmişlerdir. Bunlardan en baskın olanı ise sevmek ve sevilmektir hiç kuşkusuz. Severken de sevgiden yara aldığını zanneder çoğu zaman; halbuki yaralayan sevginin kendisi değil, arzular ve doğurduğu marazlardır aslında.

Devamını Okumak için »

Susmayın

yagmurSöylenmesi gereken çok şey olsa da söylemesi gereken ben değilim. Lütfen söylemeye mêzûn olanlar konuşun, anlatın neler gördüğünüzü. Bu kadar okunacak şey var iken bu hayatta neden çekiniyorsunuz okuduklarınızı anlatmaktan. Yazın, anlatın, bağırın bildiklerinizi. Ben yapamıyorum, ne olur siz söyleyin, yok mu aslında yaşamak için bir sebep! Ben inandıklarıma inandığıma dair inanç eksikliği yaşıyorum, siz eminsiniz, ne olur anlatın… Bakın ölüyorlar, toprak değil ateştir yutan acıyın. Okuduklarınızla keyfetmeyi bırakın artık, okumayı öğrenmeden ve okumakla delirmeden göçüyorlar tutun ellerinden. Anlatamıyorum, ne olur siz anlatın… Aşkı da semadan aşağı yağmurca bırakın; yağsın ölü toprak üstüne, nefes alsın çatlamış gönüller. Susmayın, yoksa anlatırım herşeyi, berbat olur tohumlar…

Mustafa Gerdan

Aşk-ı Sanat

 

gül ruhunda açan şehir gibi kokuna hasret yaşamak
özünde süzülmek gibi sade ve siyahtır beyaz hayat
kapalı sur yüzsüzleriyle savaş halinde her kaçamak
durul bedelsiz gözlerinde sözün, ölmez aşk-u sanat

Gül ruhunda açan şehir gibi kokuna hasret yaşamak

Özünde süzülmek gibi sade ve siyahtır beyaz hayat

night1

Kapalı sur yüzsüzleriyle savaş halinde her kaçamak

Durul bedelsiz gözlerinde sözün, ölmez aşk-ı sanat

Mustafa Gerdan